Anasayfa   |   EGE  |   AKDENİZ  |   MARMARA |   DOĞU ANADOLU  |  İÇ ANADOLU   |   KARADENİZ


HACILAR

Konumları ve Önemleri


Tarihin her döneminde önemini koruyan Anadolu tarih öncesi çağl
Tanrıça Yontusuarı da çevresindeki coğrafyalardan daha parlak yaşamış bir anlamda uygarlığın anavatanı olmuştur. Bugün ülkemizin neresine gidersek gidelim çoğunun kazıları yapılmamış, bir işaretle dahi belirtilmemiş, buna rağmen kendine özgü gürünümü ile kendisini eleveren bir höyükle karşılaşırız. İşte Hacılar ve Kuruçay Höyükleri, insanlığın pek bilinmeyen, yazısız tarihine, daha doğrusu tarih öncesine ışık tutan bu höyüklerden, önemli ikisini oluşturmaktadır.

Yeni Taş (Neolitik) ve Bakır Taş (Kalkolitik) Çağları’nda bugün Göller Yöresi olarak adlandırdığımız bölge yoğun bir yerleşime sahipti. Burdur ilinin 25 km güneybatısında yer alan Hacılar ve yine Burdur yakınlarında Hacılar’ın komşusu Kuruçay höyükleri bu çağlarda yerleşim görmüşlerdir. Bu iki höyük, gerek bu dönemlerin özelliklerini, gerek bu dönemler arası geçişleri gerekse bu dönemler içinde yaşanan gelişmeleri gösteren pek çok buluntu vermişlerdir.

Kuruçay Höyüğü, Hacılar Höyüğü’ne göre daha uzun dönem yerleşim görmüştür. Ancak Hacılar’dan elde edilen buluntular daha zengindir. Şimdi yerleşimlerin gözlendiği dönemleri, bu dönemlerin özelliklerini ve bu özelliklerin buluntulardaki yansımalarına bakalım.

Hacılar:

Geç Yeni Taş Dönemi: Hacılar’da ilk yerleşim (MÖ 5700 - 5600) Geç Yeni Taş Çağı’da başlar. Ancak bu dönemi görmeden önce Yeni Taş (Neolitik) Çağı’na (MÖ 8000 - 5500) bir göz atmakta yarar var. Günümüzden on bin yıl önce artık yerkürenin iklimi yumuşamış, günümüzünkine benzer bir bitey (flora) ve direy (fauna) oluşmuştu. Avcı ve toplayıcı olarak yaşayan, daha çok
mağara ve kaya altı sığınaklarında barınan, konar göçer bir yaşama şekline sahip insanoğlu artık yerleşik yaşama biçimini benimsemiş ve besin üretimine geçmiştir. İnsanlık tarihinin iki büyük devriminden biri olan ve Neolitik Devrim adı verilen bu olay günümüz uygarlığının temel taşını oluşturur. (Diğer büyük devrim 1800’lerde gerçekleşen endüstri devrimidir). Latince neos = yeni ve lithos = taş sözcüklerinden türetilen Neolitik Çağ, Türkçe’ye “Cilalı Taş Çağı” ve “Yeni Taş Çağı” olarak çevrilmiştir.

Yeni Taş Çağı, Seramikli ve Seramiksiz olmak üzere ikiye ayrılır. Seramiksiz Yeni Taş Çağı’nda insanların yerleşik düzene geçtiklerini, besin ürettiklerini ancak çanak çömlek kullanmadıklarını görüyoruz. Bu dönemin en önemli yerleşim yerleri Çayönü, Nevali Çori ve Aşıklıhöyüktür. Seramikli dönemde ise insanlar doğada bolca bulunan kili pişirerek çanak çömlek yapmayı öğrendiler. Bu dönem de Erken ve Geç Yeni Taş Çağı olmak üzere kendi içinde ikiye ayrılır. Erken Yeni Taş Dönemi yerleşimlerinin en ünlüsü Konya Ovası’ndaki bin kadar konutu ve altı bin nüfusu ile Çatalhöyük’tür (MÖ 6800 - 5700).

İki yüzyıl kadar süren Geç Yeni Taş Çağı’nın Anadolu da en iyi temsil edildiği merkezlerden biridir Hacılar. Burada yapılan kazılarda saptanan IX yapı katından IX-VI. katlar bu döneme aittir. Taş temel üzerine kerpiç kullanılarak inşa edilen Hacılar evleri, bazıları 10.5 x 6 m’yi bulan dikdörtgen planlı yapılardı. Duvar kalınlıkları 1 m’yi bulan ana mekan daha ince duvarlarla bölmelere ayrılmıştır. Duvarlar ve taban kireç sıvalı, kırmızı boyalıdır. Düz damı taşıyan ağaç direkler ve bazı yapıların iki katlı olduğunu gösteren merdivenlere raslanmıştır. Ayrı bir bölme halinde evin dışında bulunan mutfak içinde ise fırın, ocak, öğütme taşları ve çamurdan yapılmış tahıl ambarı bulunuyordu. Evlerin dışında ayrı tapınak denebilecek yapılara rastlanmıyordu. Ancak çoğu evlerde ele geçen anatanrıça figürleri bir ev tapımının (kültünün) varlığını göstermektedir.

Geç Yeni Taş Çağı’nda tarım iyiden iyiye önemini arttırmış ve avcılık eskiye oranla azalmıştır. Bunun sonucunda doğal cam obsidyenin daha değişik biçimlerde kullanıldığını görüyoruz. Boynuzların bir tarafına kakılan obsidyen ve çakmaktaşı parçalarından yapılmış oraklar kazılarda sıkça bulunan eserlerdir.

Bu dönemde Hacılar’da çanak çömlek yapımının iyiden iyiye yaygınlaştığını görüyoruz. Elde yapılan bu kaplar kırmızı, kahverengi, kırmızımsı sarı renklerdedir. Seramikler arasında rastlanılan kırmızı astarlı, çok iyi perdahlanmış kadın başı biçimli kap ve hayvan biçimli tören kapları ilginç örneklerdir ve adeta Tunç Çağı’nda hayli yaygınlaşacak olan ritonların (törensel içki kapları) bir habercisidirler. Kaplar genelde tek renkli olmakla beraber, az da olsa krem renkli kaplar kırmızı şeritlerle ve şevronlarla süslenmişlerdir.

Hacılar’da hemen hemen her evde bulunan anatanrıça yontularında anatanrıça ayakta ya da otururken gösterilmiştir. Bu yontularda, bir anlamda bereketin sembolü olan tanrıçanın kadınlık organları abartılarak, geniş kalçalı, iri göğüslü ve büyük karınlı olarak betimlenmiştir.

Bu dönemde, Hacılar’da ölüler artık düzenli bir biçimde şehrin yakınında bulunan bir mezarlığa gömülmeye başlanmıştır.

Erken Bakır Taş Çağı: İÖ 5500 yıllarında artık Anadolu insanı taş aletlerin yanı sıra bakırı da kullanmayı öğrenerek madenden aletler yapmaya başladı. İÖ 5500 ve İÖ 3000 yılları arasında yaşandığı kabul edilen bu döneme khalkos = bakır ve lithos = taş sözcüklerinden türetilen Kalkolitik Çağ adı verilmektedir. Türkçeye Bakır Taş Çağı olarak çevrilmiştir. Geç Yeni Taş Çağı’ndan Bakır Taş Çağı’na geçiş kesintisiz olmuştur. Bu iki dönem arasında kesin bir farktan söz etmek pek mümkün olmasa da, Bakır Taş Çağı’nda bakır aletlerin taş aletlerin yerini almasından ve kökü Erken Yeni Taş Çağı’na dek uzanan boya bezemeli kapların yagınlaşmasından bahsedebiliriz. Bakır Taş Çağı da “erken” ve “geç” olmak üzere ikiye ayrılır.

Nüfusun ve buna bağlı olarak da yerleşim yerlerinin sayısında bir artışın görüldüğü Erken Bakır Taş Çağı’nın (IÖ 5400 4750) en iyi iskan edilmiş ve kendine özgü kültür bölgelerinden biri Göller Bölgesi’dir.
Seramik Kap (Hacılar) Hacılar, Kuruçay (bu höyükten aşağıda söz edilecektir) ve Höyücek kazıları sayesinde bu dönem hakkında esaslı bilgiler edinilmiştir. Bunlardan Hacılar Geç Yeni Taş Çağı’ndaki büyük yangından sonra kültürel bir kesinti olmaksızın yeniden kurulur. Hacılar’daki IX yapı katından V-I. yapı katları Geç Bakır Taş Çağı’na aittir. Bu katlarda iki değişik mimariye rastlanılır. Bunlardan ilkinde duvarlar taş temel üzerine kerpiç bloklardan yapılıyordu. Daha çok mutfak yapımından kullanılmış ikincisinde ise ahşap direkler ve ince dallarla örtülen duvarların üzeri kalın bir sıva ile kaplanıyordu.

Dönemin en iyi tanınan yerleşmesi, hem
KAP (Hacılar)en hemen tümüyle kazılmış olan II. Hacılar’dır. Bu evrede (yaklaşık İÖ 5200) Hacılar etrafı 2 metre kalınlığında kerpiç bir surla çevrili 70 x 35 kadar boyutlarında küçük bir köydü. İçinde evler, tahıl ambarı, üç çömlekçi atölyesi ve bir kutsal alan bulunuyordu. Evler önde bir hol ve geride ocaklı bir odadan ibaretti ve çoğu iki katlıydı. İçinde yeni bitirilmiş kapların bulunduğu çömlekçi atölyeleri yerleşimin ortasındadır. Kutsal alan, yerleşmenin kuzeydoğu uçunda taştan bir kuyunun yanındadır. Normal evlerden daha büyük ve daha özenli yapılmış bu alanda “cella” (kutsal alan) denebilecek nişli iki mekana yer verilmiştir. Bunlardan birinin altında üç mezar açılmıştır. Ev içi gömülerinin son temsilcileri olan ve daima bir kadın ile bir bebeğin birlikte gömüldüğü bu mezarlarda cesetler yine ayaklar karna çekik (hoker) durumunda bırakılmıştır.

Erken Bakır Taş Çağı’nın sonuna doğru II. Hacılar olasılıkla istilacılar tarafından yıkıldı. Bundan hemen sonra (IÖ 5000) yine olasılıkla istilacılar tarafından kurulan etrafı güçlü bir surla çevrili I. Hacılar kısa sürede ıssızlaştı. Hacılar da bundan sonra unutuldu. Ta ki 1957 yılında İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından kazısı yapılana dek. 1960’da bitirilen ilk kazılardan sonra bu kez bir Türk arkeolog Refik Duru tarafından 1985-86 yıllarında ikinci bir kazı daha yapılm
KAP (Hacılar)ıştır.

Bu dönemde de devam eden anatanrıça yontucukları Yeni Taş Çağı’na göre daha az özenlidir. Anatanrıça daha çok oturur durumda ve şematik olarak betimlenmiştir. Hayvan biçimli kapların yapımı sürmektedir. Çanak çömlekler çok renkli ve tek renkli olmak üzere iki büyük kümeye ayrılır. Biçimleri açısından birbirlerinde farklı olmayan bu iki türden ilk gruptakiler, iyi açkılı açık renk zemine koyu kırmızı ya da kahverengi bezemeleriyle yanlızca Anadolu’nun değil, tüm Yakın Doğu ve Ege Dünyası’nın en özgün çanak çömlekleridir. Kapların motifleri ise geometrik ve fantastik olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

                               arkeolog@postaci.com                                  design @rzawa